Büyük Taarruz – İrfan Paksoy
“Efendiler!
“… milletimizi tutsak etmek isteyen düşmanları,
Allah’ın sayesinde mutlaka mağlûp edeceğimize dair
emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır.
Bu dakikada bu net inancımı yüksek heyetinize karşı,
bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim.”
Başkumandan Mustafa Kemâl Paşa
(5 Haziran 1921 tarihinde TBMM tarafınca Başkumandanlık Kanunu’nun kabulü üstüne Meclis Genel Kuruluna yapmış olduğu konuşmadan)
O gece…
26 Ağustos Cumartesi gecesi…
Gazi ve Müşir (mareşal) Başkumandan, Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve karargâhlarının savaş kademeleri saat 03.30’da atlara bindiler. Sisli, serin ve karanlık bir geceydi. Fenerli iki süvari yol göstermek için öne geçti. Ardından yola koyuldular.
Gazi ve Müşir Başkumandan, intikâl hâlindeki kutlu savaşçıların önünde ve tek başlangıcında gidiyordu. Arkasından Fevzi ve İsmet Paşalar geliyordu. Daha arkada da kurmaylar, yâverler ve öteki görevliler vardı. Ağır ağır Kocatepe’ye çıktılar.
Gazi ve Müşir Başkumandan ve öteki komutanlar, cephenin derhal tarafındaki Kocatepe’de ileri komuta yerinde hazırlar. Onlar için uyku yok.
O geceyi İsmet Paşa şu şekilde anlatıyor:
“O gece sabaha kadar uyuduk mu, uyumadık mı bilmiyorum. Sadece oldukça iyi hatırlıyorum, Cephe Kumandanı olarak, birliklerin hepsinin yerlerinde hazır olup – olmadığını sabaha kadar bilinmez kaç defa sordum. Müsterih oldum. En heyecanlı günümüz. O güne kadar düşmanın bizlerden ne kadar malumat aldığını bilmiyoruz ve yarın ortalık açıldığı vakit her şey meydana çıkacak. Tabii (ki) beklenmesi kumandan için oldukça heyecanlı olan bir gece.”
CEPHEDEKİ YUNAN ASLÎ KUVVETLERİ VE YÜKSEK KOMUTA HEYETİ…
Yunan Küçük Asya Ordusu Komutanı Korgeneral Georgos Hacıanesti, İzmir Körfezinde demirli Averof gemisindeki başkomutanlık karargâhındadır.
Eskişehir – Afyon hattındaki cephede bulunan Yunan kuvvetleri ana öğeleri ve yüksek komuta kurulu de;
– Kuzeyde Tümgeneral Petros Sumilas komutasındaki Eskişehir Grubu (ya da 3. Yunan Kolordusu),
– Güneyde ise Tümgeneral Nikolas Trikupis komutasındaki Afyon Grubu (ya da Yunan 1. Kolordusu),
– Afyon’un batısında ise Tümgeneral Kimon Diyenis Komutasındaki Yunan İhtiyat Kolordusu şeklindeydi.
CEPHEDEKİ TÜRK YÜKSEK KOMUTA HEYETİ
Türk komuta kurulu de;
– Başkumandan Mustafa Kemâl Paşa,
– Gnkur.Bşk. Fevzi (Çakmak) Paşa,
– Garp Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşa,
– 1. Ordu Komutanı Nurettin (Konyar) Paşa (ve emrinde Albay İzzettin (Çalışlar) Bey komutasındaki 1 Kolordu, Albay Ali Hikmet (Ayerdem) Bey komutasındaki 2. Kolordu ve Albay Kemalettin Sami (Gökçen) Bey komutasındaki 4. Kolordu),
– 2. Ordu Komutanı Yakup Şevki (Subaşı) Paşa (ve emrinde Albay Şükrü Naili (Gökberk) Bey komutasındaki 3. Kolordu ve Kazım (İnanç) Paşa komutasında komutasındaki 6. Kolordu),
– Fahrettin (Altay) Paşa komutasında 5. Süvari Kolordusu ve
– Albay Halit (Karsıalan) Bey komutasında (kolordu muadili) Kocaeli Grubu şeklindeydi.
FECİRLE BAŞLAYAN BASKIN TARZINDA BİR TAARRUZ…
Saat 05.30.
Fecirle beraber başladı harekât. Toplarla başlayan taciz atışı otuz dakika devam etti. Müteakip bir saat zarfında da mühim noktalar top atışı ile kutlu savaşçıların taarruzuna elverişli kılındı.
Gazi ve Müşir Başkumandan’ın komutasında Afyon güneyinde şanlı piyade, topçu, süvari ve öteki bahadırlardan müteşekkil cümle kutlu savaşçıların Yunan mevzilerini, makineli tüfek yuvalarını ateş dibine alan ve tahrip eden toplarının ateşiyle büyük ve umûmî taarruzunun sertliği de arttı.
Ne Yunanlar bu şekilde kesif ve dehşet verici ateş görmüştü, ne de Türkler. Tepeler yanıyordu adetâ. Yunan mevzileri, makineli tüfek yuvaları, kamyonları, topları ve cephanesi berhavâ oluyordu. Kocatepe dahi zangırdıyordu. Kutlu piyadeler saldırı mevzilerine ve tel örgülere doğru ilerlemeye başladılar. Bu yoğun ve cehennemî ateş başarıyla tamamlandı. Ardından bataryalar bu kez on dakika sürecek imhâ ateşine geçip siperleri ve gözetleme yerlerini dövmeye başladılar.
Gazi ve Müşir Başkumandan, ateş planını, topların ustaca kullanımını pek beğenmişti. Nitekim, bu memnuniyetini de Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa’ya söyledi de.
Bazı tel örgüler, topçu ateşinden meydana gelen basınçla yıkıldı, bazıları da istihkâmcılar ya da şevke gark olan neferler tarafınca yıkıldı.
İmhâ ateşi bitiminde, subaylar ve askerler, oluşturulan gediklerden hasım mevzilerine korkusuzca daldılar.
BAŞARILI TOPÇU ATEŞİNE İLİŞKİN BAŞKUMANDAN’IN DEĞERLENDİRMELERİ…
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Gazi Mustafa Kemâl Paşa’nın 4 Ekim 1922 tarihinde Büyük Zafer ile alakalı yapmış olduğu konuşmada 26 Ağustos’ta Türk topçularının durumunu şu şekilde anlatmaktadır:
“Arkadaşlar!
Topçularımız bu mevzilere gece geldiler ve karanlık içerisinde mevzi aldılar ve fecirle beraber tüm dünyanın gözleri açıldığı vakit ateşe başladılar. Tam bir takdir ve hürmetle bunu anmak istiyorum ki, topçularımızın o gün göstermiş olduğu ustalık ve anlayış, tüm dünya topçuları için misal olacak özellikte idi. Askerî hayatımda bu kadar kusursuz bir topçu ve bu kadar kusursuz yönetim edilmiş bir topçu ateşi(ni) nâdiren gördüm.
Topçularımız, saat 05.30’da endahta yani atış tanzimine başladılar; bilirsiniz ki, topçulukta evvelâ ateş düzenlemek için endaht (atış tanzimi – tanzim atışı) yapılır. Yarım saat zarfında tüm bu cephe üzerinde endaht tanzim edilmiş ve saat altıda yani otuz dakika sonra bu saydığım hedefler üstüne şiddetle etki endahtına başlanmıştır. Bu mevzîler, oldukça ve oldukça sağlamdı...”
YUNAN SAVUNMA HATLARINA İLİŞKİN BİR İNGİLİZ KURMAYININ DEĞERLENDİRMELERİ…
Bu mevzîlerin müdafaa ile alakalı değerini son olarak incelem eden bir İngiliz kurmayının verdiği raporda,
“Eğer Türkler, mevzileri dört, beş ayda işgâl ederlerse, bir günde düşürdüklerini iddia edebilirler.” deniliyordu. Fakat Türklere, bu mevzileri ele geçirmek, için üç, dört ay değil, bigün de değil, yalnızca bir saat kâfi gelmişti.”
Büyük Taarruz Gazisi Mehmet Ali Soy’un anlatıları…
Büyük Taarruz’da sağ kolunu kaybeden şanlı gazimiz Mehmet Ali Soy anlatır, adeta o günleri
tekrar yaşarcasına:
“Gündoğumu sıraları yani sabah namazı ile gündoğumu arasında toplarımız geriden ateş etti.
Ama öyle bir öbek ateş etti ki düşmanın istihkamını savurdu. Yani “düşman” diye bir şey kalmadı orada. Hemen sonrasında top ateşi kesildi. ‘Haydi, Hücum!’ dediler. ‘Allah Allah’ sadâları semâya yükseldi. Yunan müdafaa hatlarının tel örgülerini makasla kestik, teptik ayağımızla, girdik içeriye. Düştük düşmanın arkasına!”
ÖNEMLİ SAVUNMA MEVZİLERİ ZAPTEDİLMEYE BAŞLANIYOR…
Kaleciksivrisi, Tınaztepe ve Belentepe üç mühim Yunan müdafaa mevzii mevzii idi. Kutlu askerler Tınaztepe, Toklutepe, Belentepe ile Kalecik Sivrisi’nden Yunan birliklerini püskürttüler. Büyük Kaleciktepe ile Çiğiltepe arasında on beş kilometrelik alanda, düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdiler.

5. SÜVARİ KOLORDUSUNUN BAŞARILI MANEVRÂSI…
Saat 10.00…
Büyük Taarruz öncesinde Afyon güneybatısına intikâl etmiş olan Fahrettin (Altay) Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu gizlice ve hızlıca Ahır dağları üstünden (Afyon’un bastısındaki) Sincanlı ovasına akıp (kuzeyindeki) Dumlupınar ovasına doğru ilerledi, düşmanın muharebesini sekteye uğratmak için telefon ve telgraf hatlarını kesip, Afyon-İzmir demiryolunu tahrip etti ve böylelikle Afyon cephesindeki Yunan birliklerinin İzmir ile demiryolu bağlantısı da kesildi. 5. Süvari Kolordusunun bu faal manevrâ ve harekâtı, harekât öncesinde Afyon güneyinden Eskişehir’e doğru kuzey doğuya bakan bir hilâl şeklinde konuşlanmış olan Türk kuvvetlerinin hilâlimsi uçlarının sol yandan sağa doğru birazcık daha daralmasına neden oldu. Diğer bir ifadeyle 5. Süvari Kolordu Yunan Küçük Asya Ordusunu Afyon Grubunu (1. Yunan Kolordusunu) arka cenahtan kuşatmaktaydı.
Cepheden yüzlerce kilometre uzakta bir komutan…
Yunan Küçük Asya Ordusu Komutanlığı karargâhı İzmir limanında demirli bir Yunan savaş gemisindeydi. Küçük Asya Ordusu Komutanı Korgeneral Georgos Hacınesti baskın tarzında başlayan 26 Ağustos’taki Büyük Taarruz sırasında da cephede değil cepheden 420 km uzakta olan İzmir’deydi.
Yunan Küçük Asya Ordusu Komutanının vahim emri…
Küçük Asya Ordusu Komutanı Hacıanesti’nin daha önceden verilmiş emri gereği cephedeki bu ana unsurların (1. ve 3. Yunan Kolorduları ile İhtiyat Kolordusunun) her biri İzmir’deki Küçük Asya Ordusu Komutanlığına bağlı olmasından tabi cephedeki bu Yunan aslî öğeleri arasında hiyerarşik bir ilişki de mevcut değildi.
MUKAYESELİ DURUM…
Bir harekât ortamında bu durumun oldukça büyük olumsuzlukları bununla beraber getirmesi kaçınılmazdı. Zira harekât ortamının süratli değişkenliği sırasında cephedeki birliklerin İzmir’deki Küçük Asya Ordusu Komutanlığı üstünden esnek ve etkili bir halde kullanılması asla mi asla olası olamazdı. Diğer yandan Türk tarafında ise Başkomutan, Gnkur.Bşk., Batı Cephesi Komutanı, 1. ve 2. Ordu Komutanları, Kolordu Komutanları cephede ve aslolan muharebe hattında olup cephedeki harekât ortamında hızlıca değişen durumlara göre hızlıca karar verilmekte, kuvvetler elastiki ve faal bir halde kullanılmakta, ihtiyaç duyulan bölgelere hızlıca qüç kaydırılmakta ve teksif (kuvvet yoğunluğu) sağlanmaktaydı.
Harp prensiplerine göre…
Hacıanesti’nin harp prensiplerine aykırı bahse mevzu emri gereği Eskişehir – Afyon Cephesindeki Yunan kuvvetlerinde buyruk – komuta donanması olmadığı gibi, bu kuvvetleri devamlı değişen harekât ortamının gerektirdiği şekilde esnek ve etkili bir halde kullanabilmek de olası olmamıştır. Bu vaziyet Yunan Küçük Asya Ordusuna oldukça pahalıya mâl olacaktır.
AFYON CEPHESİNDE DEVAM EDEN ŞİDDETLİ HAREKÂT…
Türk birlikleri harekatın ilk günü sabahtan öğleye dek çoğu mühim müdafaa mevziini ele geçirmesine karşın Yunan birlikleri aynı gün ilerleyen saatlerde kaybetmiş olduğu kimi mevzileri geri almayı başardı. Gün süresince süren muharebe sebebiyle Yunanlara ait tahkimât ve engelleri tahrip edildi. Fahrettin Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu da harekât planına makul olarak faal bir halde Yunan hatlarının gerisine sarktı.
Tedirgin bir bekleyiş var. Asıl düğüm 27 Ağustos Pazar günü çözülecek.
Hacıanesti’nin gaflet hâli…
26 Ağustos Cumartesi sabahı Türk taarruzu başladığında Küçük Asya Ordusu Afyon Grubu (1. Yunan Kolordusu) Komutanı Tümgeneral Nikolas Trikupis, Karargâhı İzmir limanındaki bir Yunan savaş gemisinde gemisinde bulunan Küçük Asya Ordusu Komutanı Korgeneral Georgos Hacıanesti’yi, aslolan taarruzun Eskişehir’e değil Afyon’a yapıldığına inandıramamıştı. Daha sonra işin ciddiyetini anlayan Korgeneral Hacıanesti, İhtiyat Kolordusu Komutanı Tümgeneral Diyenis’e, Trikupis’e yardımcı olunması için lüzumlu emri vermiş ise de muharebenin kaderini değiştirecek önemdeki bu haberleşmeler sürüp giderken Afyon’daki Yunan cephesinin faal Türk taarruzu kararı Trikupis’in bu emri asla bir işe yaramamıştır.
Devam edecek…
KAYNAK
Makale, İrfan Paksoy’un “Büyük Taarruz Destanı” adlı (basılmamış) kitabından derlenmiştir.
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.