Pandemi egzama ve sedefi tetikledi

Neredeyse 3 senedir süren Covid-19 pandemisinde virüsle savaşım kapsamında uygulanan hijyen kuralları hastalığa karşı olabildiğince etkili bir koruma sağladı. Ancak bu yöntemlerin uzun soluklu kullanımının ve pandeminin ilk günlerinden itibaren yaşanmış olan stresin cilt problemlerini tetiklediğini belirten Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Burhan Engin, bu hususta şunları söyledi.
Bazı meslek gruplarında daha yaygın görülüyor
Özellikle alerjik hastalıklara yatkınlığı bulunan kişilerde sık sık gözlenen egzama, giderek daha da sık karşımıza çıkmaya başladı. Bu hastalıkta sıvı sabun, deterjan, pudralı eldiven kullanımının artışı görevli tutulmaktadır. Bu durum, su ile temasın kaçınılmaz olduğu birtakım meslek gruplarında daha yaygın görülmekte olup bu meslekler içinde temizlik ve bulaşıkla yoğun ilgilenen kişiler, doktorlar, diş hekimleri, hemşireler, kuaförler, çimento ve boya işi ile uğraşanlar yer almaktadır. Akut dönemde kızarık bir zeminde kabuklanma ve sulanma ile ortaya çıkan egzama ilerleyen dönemde deri kalınlaşmasıyla sonuçlanabilir. Tedavide en mühim nokta hastalığa yol açan tetikleyici faktörlerden olası olduğunca kaçınmaktır. Medikal tedavide ise gün boyu derinin kuruluğunu önleyecek birtakım nemlendirici kremler, deri yüzeyine sürülerek uygulanan steroidli kremler kullanılır. Hastalığın çok şiddetli olduğu durumlarda ise sistemik tedaviler ve bağışıklık düzenleyici birtakım ilaçlara da başvurulabilir. Ayrıca bilhassa ellerin sıcak ya da soğuk su yerine ılık bir suyla yıkanması, eldiven kullanımının mecburi olduğu durumlarda pudrasız eldiven tercih edilmesi, temizlik ürünleri ile direkt olarak temas edilmemesi, soğuk havalarda kesinlikle eldiven kullanılması, duş esnasında olası olduğunca duş jeli yerine nemlendirici bazlı mamüllerin tercih edilmesi gerekir. Bunun yanısıra kuşkusuz ellerin gün içinde vazelin, gliserin, E vitamini içerikli ürünlerle rutubet dengesinin korunması bu hastalığa karşı en etkili reçetelerden biridir.
Saç dökülmeleri saçkıran ve zona alevlendi
Pandemi döneminde toplumsal hayatta köklü değişikliklere yol açan karantina dönemi, hastalığa yakalanma korkusu ve sevdiklerinden uzak bir yaşama mahkum olma duygusu psikososyal birstres olarak insan hayatına dahil oldu. Özellikle ruhsal gerilim yükünün risk etkeni olduğu psoriasis (sedef hastalığı), telogen effluvium (yoğun saç dökülmesi), saçkıran ve zona gibi rahatsızlıkların alevlenme sıklığını artırdığı görüldü. Tedavide medikal desteğin yanında, kişinin hayatında mevcud gerilim faktörlerine yönelik değişimin hastalığın seyrine müspet katkıda bulunmuş olduğu bir gerçektir. Saç dökülmesi tedavisinin ilk basamağında beslenmenin düzenlenmesi ön plana çıkar. Kırmızı et, yumurta gibi protein ve demir içinde ne olduğu varlıklı gıdalar, taze meyve, koyu yeşil yapraklı sebze, baklagil ve deniz ürünleri tüketimine ehemmiyet verilmelidir. Kıl foliküllerinin sıhhatli gelişimi için çinko, biyotin, D vitamininin yeri önceliklidir yalnız sıhhatli ve dengeli beslenen kişilerde bu besinler genelde yeterlidir. Tedaviye yanıt alınamayan durumlarda Mezoterapi ve PRP gibi kıl folikülünün gelişini hızlandıracak birtakım tedavi şekilleri uygulanabilir.
Akne de şiddetlendi
Uzun süreli maske kullanımının deri florasındaki birtakım mikroorganizmaların çoğalmasına yol açması ilaveten yağ ve kıl foliküllerinin tıkanmasına niçin olması sebebiyle akne (sivilce) sıklığında artış meydana gelmiştir. Bunun önlenmesi için soluk alan, bileşik olmayan maskeler tercih edilmeli, akneye yönelik temizleyici mamüller kullanılmalı, maske altında mümkünse makyaj uygulanmamalıdır. Özellikle fondöten uygulanması halinde su bazlı mamüller tercih edilmelidir. Maske kullanımının negatif sonuçlar doğurduğu öteki bir rahatsızlık ise rozasea (gül hastalığı) dır. Bu hastalıkta deri damarları genişlemekte, deride kızarıklık ve yanma meydana gelir. Hastalığın alevlenmesine ise maskenin yol açtığı deri ısısının artışı ve pandemi ortamının getirmiş olduğu psikososyal gerilim sebebiyet vermektedir.
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.