AİHM’in ‘ByLock ve Bank Asya’ kararı emsal teşkil eder mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Salı günü “ByLock kullanmak” ve “Bank Asya’da hesabı olmak” suçlamalarıyla mahkum olan öğretmen Yüksel Yalçınkaya’nın açmış olduğu bireysel davada Türkiye aleyhine ihlal sonucu verdi. Karar sonrası gözler benzer suçlamalarla mahkum edilmiş kişilere çevrildi. Peki bu karar, bilhassa kamudan ihraç edilmiş KHK’lılar için de emsal olabilir mi?

Yüksel Yalçınkaya; “Bylock kullanması”, “Bank Asya’da hesabı olması” ve “FETÖ ile bağlantılı olduğu duyuru edilen kuruluşlara üye olması” kanıt sayılarak mahkum edilmişti.

AİHM ise adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddenin, kanunsuz kabahat olamayacağı ilkesini düzenleyen 7. maddenin ve örgütlenme ve toplanma hakkıyla alakalı 11. maddenin ihlal edildiğine .

Gerekçeli kararda, Türkiye’nin “terör suçlamalarıyla meydana getirilen yargılamalarında” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. ve 7. maddesinin ihlali bakımından birden fazla insanı ilgilendiren dizgesel problemler olduğu kaydedildi.

Yalçınkaya’nın yargılanmasında ByLock kullanımının temel kanıt olarak değerlendirilmesine dikkat çeken AİHM, şayet bu düzeltilmezse Türkiye’de Bylock kullanmış ve davaları süren her insanoğlunun ancak bu esasa dayanarak mahkum edilebileceği uyarısında bulundu.

AİHM Büyük Dairesi, ByLock kullanıcılarının sayısının 100 bine yaklaştığını hatırlattı ve bu hususta Türkiye aleyhine 8 bin 500 civarında yakınma başvurusu yapıldığını bildirdi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise bugün yapmış olduğu açıklamada, “AİHM’in yetkisini aştığını düşünüyoruz. Karar emsal teşkil etmiyor” diye konuştu.

AİHM kararını BBC Türkçe’ye değerlendiren hukukçulara göre ise ancak ByLock kullanmak, Bank Asya hesabı olmak ve sendikaya üye olmak gibi nedenlerle mahkum edilen kişiler için bu karar emsal teşkil edebilir.

“AİHM, ByLock delilinin varlığını, yokluğunu incelemiyor”

Yalçınkaya’nın avukatı Özcan Akıncı, mahalli mahkemenin toplu bir kabulle “ByLock var ise teröristtir” hükmünde olduğunu ve AİHM’in bu değerlendirmeyi reddettiğini söylüyor.

Akıncı ilaveten Yalçınkaya’nın mahkumiyet sebeplerinden biri olan “Bank Asya’da hesabı olmak” konusu ile alakalı da AİHM’in adil yargılanma hakkı ve “kanunsuz kabahat ve ceza olmaz” ilkesinin ihlali sonucu verdiğini belirtiyor:

“Çünkü asla kimse bir bankaya para yatırırken, ileride bunun terör örgütü üyeliğiyle yorumlanacağını ya da terörist damgası yiyeceğini öngöremezdi. Bu oldukça aşırı ve geniş bir yorumdu ve AİHM bu hususta da ihlal sonucu verdi.”

BBC Türkçe’ye konuşan Avukat Figen Albuga Çalıkuşu ise AİHM kararının ayrıntılı okumasını şu şekilde yapıyor:

“Bizim yasamıza göre ve yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre, bir kimsenin terör örgütü üyesi olması için bu dahil olduğu yapının silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, bu örgütün amacını bilerek hiyerarşik yapısına dahil olması ve amacına yönelik direktif alabiliyor alması gerekir.”

“AİHM, ‘Bir insan ByLock kullandı ve sendikaya üye oldu diye bu yapının içerisinde olduğunu kabul edemezsin’ diyor. ByLock delilinin varlığını, yokluğunu incelemiyor.

“ByLock kullandığı tarihte, ‘ByLock yasaktır, o derneğe üye olmak yasaktır’ diye bir ceza maddemiz var mı, yok. Yıllar sonrasında bunlara teröristsin diyemezsin zira öngörülebilirlik ilkesini ihlal edersin. Yani kırmızı ışıkta geçersen ceza alacağını bilirsin, öngörülebilirlik ilkesi budur.”

“Yargılaması devam edenler emsal bu sonucu kullanıp, doğal ki tahliye isteyebilirler”

Akıncı; ByLock, Bank Asya ve sendika üyeliği açısından bu kararın bütün benzer yargılamaları etkileyen “emsal bir karar” olduğunu savunuyor:

“AİHM, ByLock hakkında çalışmaları haksız ve kusurlu buldu. Bu nedenle de bütün ByLock yargılamalarını etkileyecek özellikte bir karar verdi.”

Çalıkuşu ise “Her dosya için genelleyemeyiz” diyerek şu şekilde açıklıyor:

“Bazı ByLock kullanıcıları vardır ki orada hakikaten bu örgütün yapısına dahil olup direktif alınan mesajlar vardır. Onları bilemem. Ama bu şekilde, ‘Bir şahıs ancak ByLock kullanıyor ve terör örgütü üyesidir’ denen kararların hepsi için evet emsaldir.

“Bu karar kapsamında, bir şahıs ancak dernek üyesiyse, bir şahıs ancak bir ByLock girişi var fakat girişin içerisinde ne olduğu de terör örgütü yapılanmasına dahil olmadan, bir insanoğlunun kastını, niyetini okuyarak ona ‘Sen teröristsin’ dendiyse emsaldir.

“Yargılaması devam edenler emsal bu sonucu kullanıp, doğal ki tahliye isteyebilirler. Hükmü kesinleşmiş, infaz edilmiş olanlar için tekrar yargılama sebebidir bu karar. Bu davadaki sebeplerle kamudan ihraç edilmiş kişilerin ihracın iptali içi açmış olduğu davalarda da direkt olarak esaslı bir kanıt özelliği taşır bu karar.”

Sosyal medya hesabından izahat yapan Avukat Salim Şen, “Gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46’ncı maddesi gerek Anayasa’nın 90’ncı maddesi gereği AİHM kararlarının uygulanması zorunluluk olup, uygulamak ya da uygulamamak hikayesinde hiçkimsenin ve asla bir organın takdir yetkisi yoktur” .

Çalıkuşu ise şayet AİHM sonucu yerine getirilmezse ikinci kez hak ihlaline sebebiyet verileceğini ve ikinci kez tazminat ödenmesi gerekeceğini söylüyor.

Adalet Bakanı Tunç: Karar emsal teşkil etmiyor

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç dün AİHM’in Yalçınkaya sonucuna dair olarak toplumsal medya hesabından izahat yaparak, mahkemenin bu karar ile “yetkisini aştığını” söyledi.

Tunç, “İlk aşama mahkemesinden, istinafa, Yargıtay’dan Anayasa Mahkemesi’ne her derecedeki yargılama makamlarımızın delilleri kafi görmüş olduğu bir dava hakkında, AİHM’in yetkisini aşarak kanıt incelemesi yapmak üzere ihlal sonucu vermesi kabul edilemez” dedi.

Bakan Tunç bugün yapmış olduğu açıklamada da, “Mahkemenin yetkisini aştığını düşünüyoruz. Karar emsal teşkil etmiyor” diye konuştu.

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da dün yapmış olduğu açıklamada, “ByLock’un terör örgütünün haberleşme aracı olduğu adli hakikat olarak karar altındadır. AİHM’in, Türk Mahkemelerinin sonucuna esas olan delilleri değerlendirme yetkisi yoktur. AİHM Büyük Dairesi yetki tecavüzünde bulunmuş, kendisini bağlayan sözleşmeye açıkça aykırı bir karara imza atmıştır” dedi.

Avukat Çalıkuşu ise “AİHM kararını tartışamazsınız, öyle bir yetkiniz yok. AİHM yetki aşmadı, tersine sizin yetkisinin var olup olmadığını münakaşa yetkiniz yok. AİHM ya da AYM bir karar verilmiş olduğu zaman, yapmanız ihtiyaç duyulan o sonucu uygulamaktır” diyor.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) iç hukuktan üstün olduğunu hatırlatan Çalıkuşu, Bakan Tunç’un AİHM kararını çarpıttığını iddia ediyor:

“Adalet Bakanı bir hukuk fakültesi mezunudur ve diyor ki, ‘AİHM kendi içtihadından dönmüştür’. Böyle bir yorum tamamiyle hukuki palavradır. Siyasetçilerin siyaseten palavraları olası olabilir fakat sorun hukuk olunca bu şekilde konuşmak olası değildir.”

“AİHM, bir delilin varlığını yokluğunu ve hangi delille ihlal olup olmaması icap ettiğini incelemez. Ama AİHM, bir suçlama konusunda, düşünülen delilleri, etkili olarak bir kanıt özelliği bulunup bulunmadığı yani o delille o suçlamanın yapılıp yapılmayacağını inceler. Öbür türlü AİHS’te güvence dibine alınan hakların saldırıya uğrayıp uğramadığını inceleyemez.”

Hukukçuların genel görüşü de, AİHM kararının ve kararın gerekçelerinin dikkate alınarak hak ihlallerinin giderilmesi gerektiği şeklinde.

AİHM kararları bağlayıcı mı?

Avrupa Konseyi, 5 Mayıs 1949’da 10 Avrupa ülkesi tarafınca kuruldu. Konsey, insan haklarının ve özgürlüklerinin devletlerce korunmasına ve geliştirilmesine vurgu yaptı. Konsey’e üyelik koşulu da insan haklarına hürmet yükümlülüğüydü.

Konsey’in ilk adımı 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan ve 3 Eylül 1953’te yürürlüğe giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ydi (AİHS).

Türkiye de AİHS’i 4 Kasım 1950’de imzalayan ülkeler arasındaydı ve Avrupa Konseyi’ne kurucu üye sıfatıyla katıldı.

AİHS’in 46. maddesine göre Sözleşmeye taraf bütün devletler AİHM kararlarına uymaya zorunlu ve mahkemenin kararları Avrupa Konseyi üyesi devletler için bağlayıcı.

Bir yanıt yazın

antalya masaj salonu antalya escort alanya escort
antalya masaj salonu kayseri escort kayseri escort alanya escort