Demir: Kamudaki geç ödemeler sıkıntı yaratıyor

SEİS Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenler sendikası Başkanı, TÜSİAV Kurucusu Ve Mütevelli Heyeti Üyesi, itibarlı ve muteber bir işadamı Metin Demir’i köşeme misafir ettim. Sağlık endüstrisi ve medikal sektörü enine boyuna konuştuk. İlgi cazibeli ve zevkli bir röportaj oldu.

Veli Sarıtoprak: Metin Demir benim uzun yıllardan beri tanıdığım beraber yol almaktan saadet duyduğum bir isim, Tıbbi Cihaz sektöründe ve Türk Ticaret ve Sanayisinde Sivil Topluma yıllarını verdiğini biliyorum bir de okuyucularımıza tanıtalım, kendinizden birazcık laf edebilir misiniz?

Metin Demir: Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. 1985 senesinde medikal sektörde faaliyetlerimize başladık. Halen sektörde etkinlik yayınlayan birtakım müstahsil ve ithalatçı firmaların idare heyeti üyeliğini sürdürüyorum. Bunun yanısıra sektörde etkinlik yayınlayan sivil cemiyet kuruluşlarında ilk önce yerli üretimin ve ihracatın arttırılması için çalışmalar yapıyor ve bu çalışmaları destekliyoruz.

Kurucuları arasında olduğum Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası’nın (SEİS) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmekteyim. Ayrıca, Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) Mütevelli Heyeti Üyesi, TOBB Medikal Sektör Meclisi Üyesi, ATO İlaç ve Tıbbi Cihaz Meslek Komitesi Üyesi, TİSK Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyesiyim.

Veli Sarıtoprak: SEİS’in kuruluşunda birlikteydik bu yıl 20. Yılınızı kutladığınızı biliyorum, bu süreci ve SEİS’in şimdiki kurumsal yapısını, 20 yılda gelinen noktayı birazcık transfer edebilir misiniz?

Metin D emir: 2003 senesinde sendikayı kurarken CE işareti hemen hemen mecburi hale gelmişti. Sektörümüz için o devre itibarıyla olabildiğince zor bir geçiş süreci olan CE işaretinin katılması işlemlerinin sektörümüz ve kurumlar nezdinde düzenli, netice alıcı bir iletişim ve koordinasyonla yürütülmesi için sektörle düzenleyici kuruluşlar arasında köprü rolü üstlendik.

Her vakit kayıtlı ölçülebilir izlenebilir bir tıbbi aygıt sektörünü destekledik. Ürün güvenliği, hasta güvenliği ve Türk malı imajının hak etmiş olduğu yere gelmesinin belirtilen süreçlerin faal işletilmesi ile olası olacağına inanıyoruz. Bunu gerçekleştirmek için 2005’te Sağlık Bakanlığı ile bir protokol yaparak Tıbbi Cihaz Kayıt Sistemi’ni (TCKS) hayata geçirdik ve 2006’da Sağlık Bakanlığı’na devrettik. Daha sonra TCKS milli ve çok paydaşlı bir proje olan “Sağlık Hizmetleri Finansman Yönetiminin Güçlendirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması için Altyapı Geliştirilmesi Projesi” ile birleşti ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası (TİTUBB) olarak devam etti. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ve Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafınca kullanıldı ve 2008’den sonra TİTUBB’da kayıtlı olmayan mamüllerin piyasada dolaşımı engellendi. Daha sonra sistem klinik verilerin de toplanabildiği Ürün Takip Sistemine (ÜTS)’ye dönüştü. Bu çağın gerekliliklerini öngören bir çalışmadır. Benzer bir veri takip sistemini Avrupa Birliği de mecburi tutarak EUDAMED sistemini kurdu. TİTCK, ÜTS ile AB’nin yakın gelecekte başlamış olacağı tekil takip gibi zorunlulukları 2020 yılından itibaren ülkemizde uygulanmaktadır.

Geldiğimiz noktada ülkemiz tıbbi aygıt sektörü ve regülasyonları AB ile tam uyumludur. Üreticilerimiz de AB standartlarında üretim yapmaktadır. Bu süreçte, SEİS olarak sektörümüzün meydana getirilen bütün değişimleri daha önceden hazırlıklı olarak karşılamaları ve geçiş süreçlerinde problem yaşamamaları için bilgilendirme, seminer ve eğitim toplantıları gibi çoğu çalışmayı yürüttük. Sadece bununla da kalmadık, bu uygulamaların yeni regülasyonlarla programa konulmasında etken rol üstlenmekteyiz.

Veli Sarıtoprak: Tıbbi Cihaz Sektörün hedef ve projeleri nelerdir?

Metin Demir: Dünyada teknoloji çabucak ilerlediği için yeniliklere her alanda aleni olmaya çalışıyoruz. Bu bakımdan bütün bileşenler bütün disiplinler, mühendislik tıp ve sanayi olarak hep beraber faal çalışmalar yapmaktayız. Sendikamız gerek sektörümüz gerek üniversitelerimiz ve gerekse AB kuruluşları ile ortaklıklar ve koordinasyon kurmakta, iş birlikleri odaklı proje çalışmaları yapmakta, inovatif ve yeni ürün geliştirilmesi çalışılmalarına öncülük etmektedir. Bunun yanısıra direkt olarak kendimizin uyguladığı çoğu proje, fizibilite ve eğitim çalışmaları yapmakta ve bunların yaygınlaştırılması için sürdürülebilir organizasyonlar kurmaktayız.

Sektörümüzün gelecek için bugün itibariyle öncelikli hedefi, 24.05.2021 zamanı itibariyle yürürlüğe girmiş olan Yeni Tıbbi Cihaz Yönetmeliği (MDR) kapsamında tanımlanan süreçlere makul klinik araştırma, ürün repertuvar sigortası ve üretim kriterlerine makul üretim yapabilen ve bu süreçleri idare etme yeterliliğine haiz personelin yetiştirilmesini sağlamak. Bunun için sektör birleşenleri amme ve bunun yanı sıra bu alanda etkinlik yayınlayan kuruluşlarla faal iletişim ve iş donanması kurarak sektörümüzün MDR/IVDR süreçlerine hazırlıklı bir halde girmesini sağlamak.

Veli Sarıtoprak: Genç iş insanlarına iş yaşamında başarıya dair tavsiyeleriniz nelerdir?

Metin Demir: Öncelikle hangi sektörün hangi alanında hizmet taktim etmek istediklerini sempatiye göre değil günün ve geleceğin realitelerini göz önünde bulundurarak karar vermeleri icap ettiğini düşünüyorum. Vermiş oldukları kararlarının deneyimli kurum ve duayen olarak değerlendirdiğimiz iş insanlarının görüşlerini alarak mutlak surette sürdürülebilir bir iletişim ve finans temini konusunu çözmüş olmaları devamında tedarikini sağlayacakları ürünün ülke ve internasyonal piyasalardaki arz istek durumunu değerlendirmeleri sonra üretim ya da ürün satışına karar vermelerinin yol gösterici bir yaklaşım olarak belirtebilirim. İşleyişlerini, yapacakları fizibilite çalışmasından sonra faal bir halde faaliyete geçirmelerinin kendilerine katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak: Bugün sektörünüzün çözülmesi ihtiyaç duyulan en öncelikli problemleri sizce nedir?

Metin Demir: AB tüzüğüne ahenk kapsamında onaylanmış kuruluş denetimlerinin ağırlaşmış olması, sayılarının azalmış olması, fiyatın AB piyasasına yönelik olarak belirlenmiş olması üreticiler için olabildiğince yüksek belgelendirme maliyeti getirmektedir. Üretim aşamaları için lüzumlu olan Klinik çalışma, internasyonal akredite laboratuvar vb. gereksinimler ile beraber bu maliyetler üretim süreçlerini sekteye uğratabilecek boyuta gelmiştir.

Ayrıca amme alımlarında kontrat vadeleri gelen alacakların süresi belirsiz vadelerde ödenmesine dair problemler da her vakit sektörümüzün gündeminde olmaya devam etmektedir. Kamunun geri ödeme süreçlerini 90 güne kadar düşürme lafı olduğu halde hala uygulanabilir bir seviyeye gelmemiş olması sektörde bir emniyet kaybı oluşturmuştur.

Sektör varlığını sürdürme noktasında yeni maliyetler ile yüz yüze iken kamudan alacakları bulunması ve belirsiz vadeler gibi nedenlerle sektörümüz zorluklar yaşamaktadır.

Veli Sarıtoprak: Önceliklendirdiğiniz sorunlara çözüm önerileriniz nelerdir?

Metin Demir: Sektörde belgelendirme süreçlerinde çalışan personel sayısı ve niteliğinin artırılmasına yönelik eğitim ve sertifikasyon programlarının yaygınlaşması, tıbbi aygıt alanlarına yönelik internasyonal akredite analiz, doğrulama, kontrol ve standardize merkezlerinin kapasitesinin geliştirilmesi diyebiliriz. Belgelendirmeye esas olup ülkemizde yapılamayan kontrol ve çözümleme işlemlerinin bağışlama kuruluşlarının (KOSGEB, Kalkınma Ajansları vb.) yardımcı mekanizmaları içerisinde değerlendirilmesi de mühim bir katkı sağlayacaktır.

Geç ödemeler sorunu, AB geri ödemeler direktifinin kamudan alacakları da içerecek şekilde uyumlaştırılması ve geç ödemeler için ürem uygulanmasına geçilmesi ile çözüme kavuşabilir. Ayrıca geri ödemesi olan mamüller için SGK tarafınca firmalara direkt olarak ödeme yöntemine geçilmesi de değerlendirilmelidir.

Bunlara ek olarak, Maliye Bakanlığı’nın “Nakit Sıkıntısı Bulunan Döner Sermaye Saymanlıklarında Ödemelerde Öncelik Sırası” ile ilgili duyurusunda tıbbi malzemenin ödemesinin en sona kalmasının engellenecek şekilde güncelleme yapılması, SGK’nın tıbbi aygıt tedarikine yönelik olarak sıhhat hizmet sunucularına yaptığı ödemelerin amacına makul kullanıldığının takip edilerek, SGK’nın ödeme vadeleri içerisinde tıbbi aygıt firmalarına ödenmesinin sağlanması, geri ödeme ve fiyatlandırma politikalarında ve ruhsatlandırma süreçlerinde, üretimi Türkiye’de meydana getirilen deva ve tıbbi cihazların öncelikli olarak değerlendirilmesini de ekleyebiliriz.

Bir yanıt yazın

antalya masaj salonu antalya escort alanya escort
antalya masaj salonu kayseri escort kayseri escort alanya escort