Morutan’ın sözleşmesindeki madde ortaya çıktı! Galatasaray, FIFA’ya şikayet edilmişti
Steaua Bükreş, Galatasaray’ın Molde’yi süzerek Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalmasının sonra Morutan transferinden 1 milyon euroluk bonus istek etti. Galatasaray ise Steaua Bükreş’in istek etmiş olduğu 1 milyon euroyu göndermedi ve Rumen kadrosu sarı-kırmızılıları FIFA’ya yakınma etti.
Galatasaray ve Steaua Bükreş içinde imzalanan kontrat ortaya çıktı. Sözleşmede bulunan madde dikkatlerden kaçmadı. İşte ayrıntılar…

GALATASARAY’I FIFA’YA ŞİKAYET ETMİŞLERDİ
Rumen gazeteci Emanuel Roşu’nun haberine göre FCSB, Olimpiu Morutan mevzusu ile ilgili Galatasaray’ı FIFA’ya yakınma etti. Haberde FCSB’nin, Olimpiu Morutan’ın sözleşmesindeki Şampiyonlar Ligi maddesinden 1 milyon Euro Bonus hak etmiş olduğu ve Galatasaray’ın bu rakamı ödemeyi reddettiği belirtildi.
Galatasaray’a 2 yıl ilkin imza atan Olimpiu Morutan’ın sözleşmesinde Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalınması durumunda FCSB’ye 1 milyon Euro bonus ödeneceğine dair bir madde olduğu ve Rumen kadrosunun bu rakamı Sarı-Kırmızılılardan istediği aktarıldı.

GALATASARAY’IN SAVUNMASI
Galatasaray’ın mevzubahis rakamı ödemeyi reddedince FCSB’nin mevzuyu FIFA’ya taşımış olduğu kaydedildi. Sarı-Kırmızılıların yapmış olduğu savunmada ise Morutan’ın gruplara kalmadan ilkin Ankaragücü’ne satılmış olduğu haber detayında yer aldı.
Yine haberde FCSB Başkanı Gigi Becali’nin, FIFA’nın kendileri lehine karar vereceğinden emin olduğu vurgulandı.
SÖZLEŞMEDEKİ DETAY ORTAYA ÇIKTI!
Steaua Bükreş’in Galatasaray’ı Morutan için FIFA’ya yakınma etmesinin sonra Rumen oyuncu için meydana getirilen sözleşmedeki madde ortaya çıktı. Milliyet yazarlarından Mustafa Anıklı “Geçmiş olsun Becali” başlığıyla Steaua Bükreş – Galatasaray ve Morutan üçgeninde yaşananları anlattı.
Mustafa Anıklı’nın yazısında bulunan ifadeler şu şekilde:
Şu Becali kardeşler, bir düşmedi Galatasaray’ın yakasından! Şaka bir yana, şimdi de FCSB Başkanı Gigi Becali, sarı-kırmızılıları, Morutan’ın sözleşmesindeki bonus maddesi nedeniyle, FIFA’ya şikâyet etti.
Olay şöyle gelişmişti:
İki kulüp içinde meydana getirilen sözleşmeye göre, Galatasaray, 2022-23, 2023-24, 2024-25 ve 2025-26 yılları arasında, Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalırsa, Becali’nin başkanı olduğu FCSB’ye bir defalığına 1 milyon euro prim ödemesi gerekecekti.
Bu maddeden kaynaklı Rumen kulübü, sarı-kırmızılıların kapısını çaldı, “Paramızı ödeyin” dedi. Ancak sözleşmede oldukça mühim bir nokta vardı. Gruplara kalma esnasında oyuncu, Galatasaray’ın sözleşmeli futbolcusu olması gerekiyordu. Bu durum, İngilizce olarak, “… while the Player is still under the contract with Galatasaray” diye belirtilmişti.

Fakat Morutan, 20 Ağustos’ta Ankaragücü ile kontrat imzalamış, Galatasaray ise, 29 Ağustos’ta Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalmıştı. Dolayısıyla, FCSB, bırakın FIFA’yı, nereye giderse gitsin, rastgele bir para alması olası görünmüyor.
Şimdi şunu düşünmek gerekiyor; acaba Galatasaray bu maddeyi göz önüne alarak mı Morutan’ı takımdan uzaklaştırdı?
Diyeceksiniz ki, gruplara kalması güvence mi? Değil doğal ki… Ancak Avrupa Ligi’nde de yoluna devam etse, bu kez 300 bin euro verecekti. Bu da sözleşmedeki bonus bölümünün ikinci maddesinde yer alıyordu.
Madalyonun öteki tarafına bakıldığında, Becali gibi bir başkan, ellerini ovuşturarak Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalmasını beklerken, futbolcuyla anlaşabilir miydi? Mümkün doğal ki… Mesela, “29 Ağustos’tan ilkin imza atma, kazanacağım paranın yüzde 10’u senin” diyerek, Morutan’ı ayartabilir miydi? Pekala yapabilirdi. Ama olmadı.
Öyleyse, geçmiş olsun Becali!

Respect
Hatırlayanlar oldukça fazladır, UEFA’nın seneler ilkin başlatmış olduğu bir kampanya vardı; RESPECT… Türkçe anlamı, SAYGI…
Birçok takımın desteğini almış, çoğu ekip, bu sloganı formasında taşımıştı. Galatasaray bile!
Cim-Bom’un son İstanbulspor karşılaşmasında yaptığı, bazısına göre “SAYGI”sızlık, bazısına göre “FANTEZİ”, bazıları tarafınca da “ŞOV” olarak nitelendirildi. Karşısında hemen hemen ligde yengi bile alamayan bir rakip olunca, ne yapmış oldu sarı-kırmızılılar? Daha doğrusu Kerem Aktürkoğlu ile Icardi… Kerem, penaltı noktasında topu kaleye vurmak yerine soluna attı, Arjantinli boş kaleye gönderemedi. O sırada Teknik Direktör Okan Buruk’un yüzü ekşidi, gövde dili sanki haberi yokmuş gibi yorumlandı.
Ligde şampiyon olabilirsin, Şampiyonlar Ligi’nde tek ekip olarak bulunabilirsin, Türkiye’nin en büyüğü bulunduğunu iddia edebilirsin… Ama, “büyüklük” teriminin manevi olarak içini doldurmak zorundasın. “Fair-play”i yalnızca finansal kulvarda programa da çalışabilirsin, ancak, “sportmenlik” ayrı bir erdemdir.

Yıllar önce, 2011-12 sezonunda, küme düşen Manisaspor karşısında, bu şekilde bir münakaşa yaşatmıştı Galatasaraylılar… Kazanılan penaltıda, topun başına geçen kaleci Fernando Muslera, golünü atarak büyümüştü! Yani düşene bir tokat da “Kaptan” vurmuştu.
Şimdi de, gol olsun ya da olmasın, rakip futbolcuları en azından “rencide” etmiştir müthiş ikili…
Bu rakam olsa, oldukça mu büyüyecekti Galatasaray ve başrol oyuncuları? Ya da gol olmadığı için “tü kaka” mı oldular? İkisi de değil doğal ki… Olsa olsa, centilmenlik hanesine bir eksi kondu. Böylesine soylu kulübün, soylu futbolcularına yakışmadı.
Ancak işin bence daha hazin tarafı, Teknik Direktör Okan Buruk’un, “Oyuncularıma hürmet duyuyorum” demesi…
Rakip de saygıyı hak etmez mi şampiyon?

Mahalle baskısı
Bazı tercihler, bazı zamanlar “duygu” ile “mantık” içinde bir ayırım noktasına getirir insanı… Bazen biri, bazı durumlarda de diğeri, ön plana çıkar. A Milli Takımı’nda da, Vincenzo Montella tercihi oldukça konuşuldu, tartışıldı.
Şunu kabul edelim, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetimi’nin üzerinde, olağanüstü bir mahalle baskısı vardı. Abdullah Avcı için şaşılası bir pres yaratılmıştı. Ay-yıldızlı ekibin “doğal lideri” Fatih Terim unutulur muydu? Futbolcuların da Terim’i istediği söylendi ama, “baskın karakter”i önünü kesti. Galatasaraylılar bile, “hayır” dedi.
Beşiktaşlılar, Sergen Yalçın ile Rıza Çalımbay’ı dillendirdi, kulisleri yetmedi. Aykut Kocaman için terazinin kefesine karakteri ile futboldaki tercih biçimleri konuldu, orada son buldu.
Bunların içinde iki yabancı hoca konuşuldu. Jochim Löw’de, o mu istemedi, bizim idare mi onu istemedi, birazcık karışık… Bunun sonra da, orta yol bulundu, minimum tartışılacak isim yöntem direktörlük koltuğuna oturtuldu.
Adana Demirspor ile geçen sürem iyi işler yapan Montella’ya, “Hayırlı olsun” derken, en büyük dileğimizi de aktaralım:
Ne olur futbolcu havuzu, futbolcusunu pazarlamaya çalışan menajerler tarafınca doldurulmasın. Kişilerin değil, Türkiye’nin ulusal takımı olsun. Kadro belirlerken, renklere ve zevklere göre değil, kabiliyeti ve kişiliği makul adlar ay-yıldızı taşısın.

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.