‘Suya Saygı Buluşmaları’ kapsamında Ankara’nın su kaynakları değerlendirildi
HABER: AYBALA ALMİNA MELEK
Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkent Ankara Çevre ve İklim Meclisi, Ankara Büyükşehir Belediyesi desteği ve ASKİ ile müşterek düzenlemiş olduğu ‘Sularımızı Koruyoruz’ başlıklı toplantı gerçekleştirildi.
Gerçekleştirilen toplantıda, Ankara ve Türkiye’nin içilebilir pak su potansiyelinin korunmasına yönelik çalışmalar detaylıca ele alındı.
“ANKARA, ÜLKEMİZİN EN SULAK ALANLARINDAN BİRİ”
Çevre ve İklim Meclisi Başkanı Ömer Şan, Ankara’nın genellikle ‘bozkır’ olarak değerlendirildiğine dikkat çekerken şu şekilde konuştu:
“Ülkemizin derhal her köşesinde tabii hayat alanlarına, proje ve yatırım adına meydana getirilen geri dönüşümsüz müdahalelere karşı mahalli halk ve hayat savunucuları savaşım ediyor. Ormanlarımız yanmasın diye savaşım ederken, öbür taraftan devlet eliyle ormanlar kesiliyor, imara açılıyor, sahiller, yaylalar, meralar neredeyse yok edilme tehlikesiyle yüz yüze kalıyor. Bunun kararı olarak bütün dünya çapında yaşadığımız küresel ısınma ve iklim krizini yaşıyoruz. Sözde dünya çapında bu insani müdahalelerin önü alınmaya çalışılıyor. Örneğin, Karadeniz’i yağmur ve suları ile değerlendiriyoruz fakat Ankara’nın sularını, su potansiyelini, tarihten gelen değerlerini görmüyoruz. Oysa ki Ankara, ülkemizin en sulak alanlarından biri fakat suya dair neredeyse elle tutulur veriler yok. Varsa da oldukça dağınık yerlerde, bulup çıkarmak gerekiyor. Ankara’nın semtlerine ismini veren onlarca dere asfaltın dibine gömülmüş, üstü kapatılmış ya da yatakları kurutulmuş. Var olanların da durumu asla de iç açıcı değil. Göletleri ve baraj gölleri, son dönemdeki çalışmalarla kurtarılıp korunmaya çalışılıyor.”
Türkiye ve Avrupa’nın ilk Çevre ve İklim Meclisi olarak suyu öncelediklerine dikkat çeken Şan, “Çünkü su, içerisinde yaşadığımız evrenin tek, canlı hayatın olduğu dünyamızı yaşanabilir kılan ekosistemin içindeki en mühim varlıktır. Varoluşumuzun asli sebebi sudur ve suya bağlıdır. O yüzden suyu önceliyor ve ilkin suya hürmet ön plana alıyoruz. Saygı göstermeliyiz ki kendimize hürmet duyalım. Gelecek nesilleri yokmuş gibi yapılacak çalışmalar hepimizin geleceğimizi de yok edecek” ifadelerini kullandı.
“ABB VE ASKİ’NİN SU ÇALIŞMALARI GÖRÜNÜR OLMALI”
‘Suya Saygı Buluşmaları’ altında düzenledikleri etkinlikler ve sonuçlarına da işaret eden Şan, şu şekilde devam etti:
“Ankara’nın mavi altyapı potansiyeli hakkında bir çabalama kadrosu oluşturduk. Fakat belediye ve alakalı birimlerin arşivlerinde olması ihtiyaç duyulan mühim bilgilere ulaşamadık. Talep ettiğimiz veri ve bilgiler tarafımıza verilmediği gibi rastgele bir cevap da alamadık. Ancak ASKİ’nin son dönemdeki çalışmalarına baktığımızda mühim veriler elde ediyoruz. Bilindiği gibi ASKİ’nin arıtma tesislerinin geliştirilmesine yönelik projeleri için istek edilen kredilendirme ABB Meclisinde reddedilmiş, mani koyulmuştu. Mevcut tesisler yetersiz, gelen pis suyun üçte bir oranındaki bölümü arıtılmadan nehre bırakılıyor. Dolayısıyla bu pis su, bizim hayat alanlarımızı, bizi, ziraat alanlarımızı ve tabi içme suyumuz da negatif etkiliyor. Bugünkü konumuz, İçme Suyu, Havuz ve Göletlerde Alg ve Yosun Önleyici Sistemler. Konuyu uzun zamandır takip ediyor ve neler yapabileceğimizi araştırıyorduk. Doğal hayat alanlarımızı korurken kimyasal kullanmadan o alanları koruyup, alg ve yosunlaşmanın önüne iyi mi geçileceğinin tabii ve teknolojik yönlerini araştırırken, karşımıza ‘Rohana Design’ çıktı. ASKİ’nin çalışmalar yaptığını, müspet sonuçlar aldığını öğrendik. Burada bu tarz şeyleri tartışıp, değerlendireceğiz. ABB ve bilhassa ASKİ, su konusu ile alakalı hoş çalışmalar yapıyor fakat bunu kamuoyu bilmiyor. Sadece toplumsal medya hesaplarında kalıyor. Bunu daha görünür kılmak için bu tür etkinliklere ihtiyaç var.”
“TÜRKİYE ZANNEDİLDİĞİNİN AKSİNE SU ZENGİNİ BİR ÜLKE DEĞİLDİR”
ASKİ Su Arıtma Daire Başkanı Nuri Kali, yapmış olduğu konuşmada ise şunları dile getirdi:
“Sanayileşmenin gelişmesi burada faal bir rol oynuyor. Dünyada şahıs başına günlük su tüketimi 150 litre iken sanayileşmiş ülkeler averajı ise 266 litredir. Afrika ülkelerinin averajı 67 litre iken Türkiye’nin averajı 111 litredir. Türkiye zannedildiğinin aksine su zengini bir ülke değildir.
Kullanılabilir senelik su miktarı 112 milyar metreküp olan Türkiye, 84 milyon nüfusa bu suyu böldüğümüzde şahıs başına düşen su miktarı senelik 1333 metreküptür. O şahıs başına düşen kullanmak mümkün tatlı su miktarına metreküp cinsinden baktığımızda su baskısı altında olan bir ülkeyiz. Ülke bazında şahıs başına düşen kullanmak mümkün su miktarına metreküp cinsinden baktığımızda Asya’nın averajı 3000, batı Avrupa’nın averajı 5000, Güney Amerika’nın averajı 23.000 dünyanın averajı 7600 iken Türkiye’nin averajı 1333 tür.”
Ankara’daki su potansiyeliyle alakalı bilgiler veren Kali, şunları kaydetti:
“Ankara’da içme suyu kaynaklarına baktığımızda 11 adet mühim baraj vardır. Bu barajlardan en önemlisi Çamlıdere Barajı, 1 milyar 220 milyon metreküp su hacmine sahiptir. Ankara merkezine gelen su içme suyu İvedik Arıtma Tesisinde arıtıldıktan sonra 42 değişik noktadan otomatik ara klorlama üniteleri ile beraber kent merkezindeki çoğu noktaya su sağlamaktadır. İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında dezenfeksiyon işlemleri yapılmaktadır.”
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.